Din Görevlilerimiz Caminin de Sosyal Hayatın da Merkezindedir
Ancak Diyanet-Sen olarak net ve gür bir sesle ifade ediyoruz: Bu haftanın asıl odak noktası ve öznesi, fedakâr din görevlilerimiz olmalıdır! Cami ile hayat arasındaki o güçlü köprüyü kuran, camiyi sadece taştan ve duvardan ibaret bir yapı olmaktan çıkarıp yaşayan ve yaşatan asıl unsur, en ücra mezralardan metropollere kadar canla başla çalışan din gönüllülerimizdir.
Bizim medeniyetimizde camiler, sadece günde beş vakit namaz kılınıp kapısına kilit vurulan mekânlar hiç olmamıştır. Çocuklarımızın camiyle ilk tanışmasından gençlerimizin manevi aidiyet duygusuna, engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın ibadet hakkından afet ve kriz dönemlerindeki toplumsal dayanışmaya kadar cami, sosyal hayatın tam merkezindedir.
Doğumdan vefata, sevinçten kedere kadar hayatın her anında insanımızın yanında olan din görevlilerimiz ise adeta birer sosyal hizmet gönüllüsüdür. Görev tanımı sadece mihrap ve minberle sınırlı olmayan bu fedakâr kadro; hastanelerde, cezaevlerinde, huzurevlerinde ve yetiştirme yurtlarında manevi şifa dağıtmaktadır. Toplumu manen yükselten bu muazzam emeğin değeri, kuru övgülerle veya geçici takdirlerle değil, hak ettiği hakiki değer verilerek taçlandırılmalıdır.
Yıllardır süregelen ve canımızı acıtan bir tezatı burada dile getirmek boynumuzun borcudur. Tıp Bayramı’nda doktorlarımız, Öğretmenler Günü’nde eğitimcilerimiz makamlarında ziyaret edilip taltif edilirken; ne yazık ki Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nda ziyaret edilen değil ziyaret eden, çiçek alan değil çiçek veren yine bizim din görevlilerimiz olmaktadır.
Diyanet-Sen olarak artık bu ezberin bozulmasını istiyoruz. Bu hafta, kürsülerden din görevlilerine "ayar verme" ya da sadece görev hatırlatma haftası değildir. Bu hafta; din görevlilerimizin moral ve motivasyonunu yükseltme, emeklerini taltif etme ve kronikleşen sorunlarına kulak verme haftasıdır. Hafta, "Din Görevlisi Odaklı" kutlanmalı, meydanlar ve kürsüler onların dertleriyle dertlenme yeri olmalıdır.
Din görevlilerimizin hizmet alanı hayatın bütün alanlarıdır. Bir yandan Kur'an Kursları, Aile ve Dini Rehberlik Büroları vasıtasıyla irşat görevi yürütülürken; diğer yandan sünnet, nişan, nikâh, asker uğurlama gibi mutlu günlerde de, hastalık ve cenaze gibi acı günlerde de milletimizin sığındığı ilk liman din görevlileridir.
Bu kadar geniş bir alanda rehberlik ve önderlik eden din gönüllülerimizin kronikleşen sorunları artık acilen çözülmelidir. Lojman yetersizliklerinden nakil sistemindeki aksaklıklara; mali, sosyal ve özlük hakların iyileştirilmesine kadar masada bekleyen tüm talepler çözüme kavuşana dek Diyanet-Sen olarak mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Filistin Bizim Dinmeyen Acımızdır
Sosyal hayatın merkezinde yer alan teşkilatımız, küresel adaletsizliklere karşı da her zaman en gür seda olmuştur. 7 Ekim 2023’ten bu yana soykırımcı terör devleti İsrail’in saldırıları altında on binlerce masumun şehit edildiği Filistin, bizim kanayan yaramız, dinmeyen acımızdır.
Camilerimizden, mihraplarımızdan ve minberlerimizden dualarımızla, mitinglerimizle ve boykot çağrılarımızla Filistinli kardeşlerimizin yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz. 81 ilde mazlumun sesi olmaktan ve bu soykırımı lanetlemekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Bizim hayat rehberimiz, yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in hayat bulmuş şekli olan Peygamber Efendimiz (SAV)’dir. O’nun bizi davet ettiği hak ve hakikat yolu, ayet ve hadislerde sırat-ı müstakîm olarak anlatılır. Her gün Fatiha suresinde Rabbimizden dilediğimiz "istikamet", sadece doğru bir çizgide yürümeyi değil, aynı zamanda yanlışları düzeltmeyi de ifade eder. Din görevlilerimiz, toplumda bu istikametin hem koruyucusu hem de canlı örneğidir.
Bu vesileyle, mihrabın, minberin ve kürsünün hakkını vererek ömrünü din hizmetine adamış; ilmi, irfanı ve yaşantısıyla topluma önderlik eden tüm müftü, vaiz, imam-hatip, müezzin-kayyım ve Kur’an kursu öğreticilerimizin ve daire personelimizin Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı tebrik ediyor; ahirete irtihal eden tüm geçmişlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum.
