Başarının Üç Saç Ayağı: Vakit, Zihin ve Kalp
Bu inşa sürecinde başarının ve toplumsal ihya hareketinin yolu, birbirine sıkı sıkıya bağlı üç temel saç ayağını sağlam tutmaktan geçer: Vaktimizi, zihnimizi ve kalbimizi boş bırakmamak.
Tarih ve tecrübe şahittir ki, bu üç alanı ihya edenler medeniyet kurmuş; bunları israf edenler ise hüsrana uğramıştır.
1. Vakti Boş Bırakmamak: "Zaman İçinde Zaman" İstemek
Zaman, geri döndürülmesi ve ikame edilmesi imkânsız en büyük sermayemizdir. Efendimiz (s.a.v.)’in "İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu hususta aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit" beyanı, zamanın ne denli büyük bir imtihan olduğunu hatırlatır. Diyanet-Sen olarak bizler, zamanı sahadaki emekle harmanlamayı şiar edindik.
Bizim medeniyetimizde bereket kavramı vardır. Büyüklerimizin, asırları aşan işleri sığdırdıkları ömürlerine baktığımızda şu muazzam yakarışı hatırlarız: "Allah’ım, bana zaman içinde zaman ver!" Bu dua, zamanın mekanik akışından sıyrılıp ona ilahi bir bereket katma arzusudur. Zamanı doğru planlamamak, planlanmamış bir hayatı yaşamak ise açık bir "vakit israfı"dır. Akıp giden dakikaları hayırlı hizmetlerle doldurmayıp "zaman içinde zaman" bereketiyle buluşamayanlar, başarısızlığın girdabına kapılmaya mahkûmdurlar. İnşirah Suresi’nde buyrulduğu gibi: "Bir işi bitirince hemen diğerine koyul." Müminin hayatında boş kalmaya yer yoktur.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük vasıf, düşünme ve tefekkür etme kabiliyetidir. Zihin, yaratılışı gereği asla boş kalmayan, sürekli çalışan dinamik bir mekanizmadır. İnsan zihni, adeta tek bir pisti olan yoğun bir havalimanı gibidir; orada iki düşünce aynı anda barınamaz. İyimserlik ve kötümserlik, hak ve batıl, faydalı ve zararlı düşünceler aynı anda o piste inemez. Birinin inmesi için, diğerinin o pistten kalkması gerekir. Eğer biz zihnimize iyiyi, güzeli, umudu ve adaleti indirmezsek; kötümserlik, dedikodu ve fitne uçakları o pisti işgal edecektir.
Bilgi çağında yaşıyoruz ancak bilginin de israf edildiği, zihinlerin dijital çöplüklere döndüğü bir dönemden geçiyoruz. Zihni boş bırakmak; üretmemek, düşünmemek ve sığ kalmaktır. Başarı, zihin pistini her daim ümmete ve millete faydalı fikirlerle, projelerle ve tefekkürle açık tutan aksiyon insanlarının ödülüdür.
3. Kalbi Boş Bırakmamak: Merhametin ve Basiretin Merkezi
Vakit ve zihin, ancak selim bir kalple birleştiğinde doğru istikameti bulur. Kalp, niyetlerin yeşerdiği ve insanın özünü oluşturan merkezdir. Kalbimizi imanla, ihlasla, insan sevgisiyle ve dava şuuruyla uyanık tutmak zorundayız. Kalbini boş bırakıp maneviyattan uzaklaşan bir insan, ne kadar zeki ya da ne kadar meşgul olursa olsun, ruhsal bir boşluğun ve nihayetinde hüsranın eşiğindedir.
Kalbin israfı; onun kin, haset ve kibir gibi kötü hasletlerle yıpratılmasıdır. Tıpkı zihin gibi, kalp de aynı anda hem sevgiyi hem nefreti, hem ihlası hem riyayı barındıramaz. Kalbini israf eden, samimiyetini kaybeder. Samimiyetini kaybeden ise ne işinde ne de teşkilatçı kimliğinde gerçek bir başarıya ulaşabilir.
Sonuç: Üçlü İsrafın Getirdiği Başarısızlık
Görüyoruz ki; vakit, zihin ve kalp israfı bir araya geldiğinde bireysel ve toplumsal çöküş kaçınılmaz olmaktadır. Vaktini fütursuzca tüketen, zihin pistini fuzuli işlerle yoran ve kalbini manevi gıdasından mahrum bırakan bir anlayışın başarı üretmesi mümkün değildir.
Bizler, "Aşırı gidenleri ve israf edenleri" sevmeyen bir dinin müntesipleriyiz. Bu sebeple, medeniyetimizin bizden beklediği vakur ve üretken duruşu sergilemek adına; zamanımızı emekle, zihnimizi ilimle, kalbimizi ise ihlasla diri tutmalıyız. Başarı, bu üç saç ayağı üzerinde yükselen adaletli, ilkeli ve hakkaniyetli bir yürüyüşün doğal bir sonucudur.
Rabbim bizleri zamanımızı, zihnimizi ve kalbimizi bereketlendirenlerden eylesin.
