İrfan Kaşıkçıoğlu
irfankasikcioglu@diyanetsen.org.tr
Kutlu Yürüyüşe Devam
Diyanet-Sen, Diyanet ve Vakıflar Genel Müdürlüğü çalışanlarının, örgütlenerek dayanışma, haklarını koruma, geliştirme, yasaklarla mücadele etme, özgürlük alanlarını genişletme mücadelesinde 27 yıllık bir emek, tecrübe, başarı ve onur mücadelesinin adıdır.
Başından beri hak için, emek için, özgürlük için özgün sendikacılığımızla sürdürdüğümüz mücadele özelde Diyanet ve Vakıf çalışanlarının genelde aziz milletimizin gittikçe artan teveccühüne mazhar olarak büyüyüp ilerlemiş, fikirden aksiyona, birlikten sendikaya, birlerden yüz binlere, genel yetkiden zirveye, zirveden yeni ufuklara, yeni ufuklardan yeni umutlara, yerelden evrensele, küresel ölçekte bir harekete dönüşmüştür.
Diyanet-Sen ilkeleriyle var olan, idealleriyle yol alan bir teşkilat olarak tarihi sayılacak değer ve birikimi, amacı, söylemi, duruşu ile ülkeye ve millete mal olmuş demokratik bir kurumdur. Öncelikle bilgi ile kalkınmanın hareketi, Diyanet ve Vakıf görevlilerinin güçlü sesi, kazanımların adresi, milli iradenin canlı, güçlü bilinci ve dayanağı, özgür yarınların, açık ufukların, geleceğimizin teminatı olarak iftiharımızdır.
27 yıl önce, merhum Genel Başkanımız Ahmet Yıldız ve bir avuç din görevlisinin Eyüp Sultan’ın manevi gölgesinde başlattığı o kutlu sefer, bugün 90
binlerin buluştuğu dev bir çınara dönüştü. "Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız" diyerek çıkılan bu yolculuk; sadece bir sendikal mücadele değil, bir medeniyet davası, bir hak arama destanı ve bu toprakların ruh köküne sadakat sözüdür.
Diyanet-Sen, sendikacılığı "sorunlardan beslenmek" olarak değil, "çözüm üreterek büyümek" olarak tanımlamıştır. Bizler; fütüvvetten, ahilikten ve Hilfü'l-Fudûl andından aldığımız ilhamla, kamu sendikacılığını "Erdemliler Hareketi" disipliniyle yeniden inşa ettik.
Geçmişin yasakçı zihniyetine, vesayet odaklarına ve din görevlilerimizi yok sayan anlayışlara karşı verdiğimiz mücadele; bugün meyvelerini akademik sendikacılık, kurumsal olgunluk ve sayısız kazanım olarak vermektedir.
Toplu sözleşme masasından KİK toplantılarına kadar her platformda attığımız imza, sadece bir rakamın veya maddenin iyileştirilmesi değildir; o imza, din görevlisinin onurunu koruma, vakıf çalışanının emeğine sahip çıkma iradesidir.
Etkisiz toplu görüşmeden, etkili toplu sözleşme aşamasına geçişimiz, mali ve özlük haklarda elde edilen yüzlerce kazanım, Türkiye’nin sivilleşme ve demokratikleşme sürecine sunduğumuz kesintisiz destek, Diyanet-Sen’in bu ülkenin sadece bir sivil toplum kuruluşu değil, aynı zamanda milli iradenin canlı bir kalesi olduğunun en somut kanıtıdır.
Bizim mücadelemiz sadece sınırlarımızla sınırlı değildir. Dünyanın neresinde bir mazlumun ahı yükselse, Diyanet-Sen orada saf tutar. Irkına, rengine, diline bakmaksızın haksızlığa karşı elif gibi dimdik durmak, bizim teşkilat genetiğimizin bir gereğidir.
Üyelerimizle her ilde, her ilçede gerçekleştirdiğimiz teşkilat çalışmalarında, istişare toplantılarında görüyorum ki; heyecanımız ilk günkü kadar taze, azmimiz ise her zamankinden daha güçlüdür. Yeni yol arkadaşlarımızla tazeleniyor, her geçen gün büyüyen ailemizle geleceğe daha güvenle bakıyoruz.
Bu destansı öyküyü başlatan başta merhum Ahmet Yıldız olmak üzere ebediyete irtihal eden öncülerimizi rahmetle anıyor; bayrağı devralıp daha ileriye taşıyan şubelerimize, temsilcilerimize ve her bir üyemize şükranlarımı sunuyorum.
Diyanet-Sen, dün olduğu gibi bugün de yarın da; emeğin hakkı, özgürlüklerin teminatı ve Türkiye’nin parlayan ufku olmaya devam edecektir.
Durmak yok, bu kutlu yürüyüşe hep birlikte devam!


