Din Görevlimiz Bu Haftanın Yorgunu Değil, Onur Konuğu Olmalıdır!
Bizler çok iyi biliyoruz ki camilerimiz; sadece vakit namazlarında saf tuttuğumuz mekânlar değil, hayatın tam merkezidir. Derdin paylaşıldığı, sevincin çoğaldığı, toplumsal dayanışma ve kardeşliğimizin mayalandığı en büyük sığınağımızdır. Bu sığınağın atan kalbi, sosyal hayatın içindeki manevi rehberimiz ise yurt içinde ve yurt dışında fedakârca hizmet eden kıymetli din görevlilerimizdir.
Diyanet-Sen olarak net ve gür bir sesle ifade ediyoruz: Bu haftanın asıl odak noktası ve öznesi fedakâr din görevlilerimiz olmalıdır! Cami ile hayat arasındaki o güçlü köprüyü kuran, camiyi sadece taştan ve duvardan ibaret bir yapı olmaktan çıkarıp yaşayan ve yaşatan asıl unsur, en ücra mezralardan metropollere kadar canla başla çalışan din gönüllülerimizdir.
Bu kıymetli hafta, sadece rutin kutlamalara hapsedilmemelidir. Din görevlilerimize yeni görevlerin, ekstra yorucu programların yüklendiği bir süreç değil; emeklerinin takdir edildiği, sahada karşılaştıkları zorlukların anlaşıldığı ve vefa duygusunun ön plana çıkarıldığı bir hafta olmalıdır. Din görevlimiz, bu haftanın yorgunu değil, onur konuğu olmalıdır. Yıllardır süregelen ve canımızı acıtan bir tezatı burada dile getirmek boynumuzun borcudur: Tıp Bayramı’nda doktorlarımız, Öğretmenler Günü’nde eğitimcilerimiz makamlarında ziyaret edilip taltif edilirken; ne yazık ki bu özel haftada ziyaret edilen değil ziyaret eden, çiçek alan değil çiçek veren yine bizim din görevlilerimiz olmaktadır. Diyanet-Sen olarak artık bu ezberin bozulmasını istiyoruz!
Hizmet Alanımız Hayatın Tamamıdır
Doğumdan vefata, sevinçten kedere kadar hayatın her anında insanımızın yanında olan din görevlilerimiz, adeta birer sosyal hizmet gönüllüsüdür. Görev tanımı sadece mihrap ve minberle sınırlı olmayan bu fedakâr kadro; Kur'an Kursları ve Aile Dini Rehberlik Bürolarından hastanelere, cezaevlerine, huzurevlerine ve yetiştirme yurtlarına kadar manevi şifa dağıtmaktadır. Toplumu manen yükselten bu muazzam emeğin değeri, kuru övgülerle veya geçici takdirlerle değil, hak ettiği hakiki değer verilerek taçlandırılmalıdır.
Kronikleşen Sorunlar Acilen Çözülmelidir
Bu kadar geniş bir alanda rehberlik ve önderlik eden din gönüllülerimizin kronikleşen sorunları artık acilen çözülmelidir. Lojman yetersizliklerinden nakil sistemindeki aksaklıklara; mali, sosyal ve özlük hakların iyileştirilmesinden mesleki onurun korunmasına kadar masada bekleyen tüm talepler çözüme kavuşana dek Diyanet-Sen olarak mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugüne kadar nasıl her haklı davanızda yanınızda olduysak, bundan sonra da omuz omuza yürümeye devam edeceğiz.
Filistin Bizim Dinmeyen Acımızdır
Sosyal hayatın merkezinde yer alan teşkilatımız, küresel adaletsizliklere karşı da her zaman en gür seda olmuştur. Soykırımcı terör devleti İsrail’in saldırıları altında on binlerce masumun şehit edildiği Filistin, bizim kanayan yaramız, dinmeyen acımızdır. Camilerimizden, mihraplarımızdan ve minberlerimizden dualarımızla, mitinglerimizle ve boykot çağrılarımızla Filistinli kardeşlerimizin yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz. 81 ilde mazlumun sesi olmaktan ve bu soykırımı lanetlemekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Bu vesileyle, mihrabın, minberin ve kürsünün hakkını vererek ömrünü din hizmetine adamış; ilmi, irfanı ve yaşantısıyla topluma önderlik eden tüm müftü, vaiz, imam-hatip, müezzin-kayyım, Kur’an kursu öğreticilerimizin ve daire personelimizin Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı en kalbi duygularımızla tebrik ediyor; ahirete irtihal eden tüm geçmişlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyoruz.
Rabbim yar ve yardımcınız olsun.

